BABAMA SEKRETER OLACAĞIMI SÖYLEMEYİN
1994 yılında yayınlanan bir kitap vardı. Yazarı Jacques Seguela idi ve özelikle reklamcılık sektöründe oldukça yankı yapmıştı. Kitabın adı “Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin…” idi ve bir çok dile çevrildi ve en çok da Türkiye’de ilgi gördü. Geçenlerde yaşadığım üzücü bir olay bu kitabın adını hatırlamama neden oldu ve yazımın başlığına da esin kaynağı oldu.
Derslerimden biri olan “Toplantı Yönetimi” dersini seçen öğrenciler ödev olarak Sekreterlik ile ilgili bir panel düzenliyorlar, “Sunu Tekniklerini” seçen öğrenciler ise bu panelde konuşma yapmak üzere eğitim alıyorlar. Sunu Tekniklerinde dersi seçen öğrenci sayısı fazla ve çoğu da panelde konuşma yapmak istediği için eleme konusunda epey zorlandım ve sınıfa şu soruyu yönelttim: “Panelde konuşma yapmak istemeyen var mı? Varsa hiçbir mazeret öne sürmeden isteği kabul edilecektir”. Üç dört kişi el kaldırdı ve ben bu kişileri not aldım. El kaldıran öğrencilerden biri ders çıkışında odama geldi: “Hocam ne olur yanlış anlamayın ben konuşma yapmak istiyorum aslında ama benim bu programda okuduğumu annemden başka kimse bilmiyor. Özellikle de babam hiç bilmiyor” deyince şaşırıp kaldım. Sorunu daha net anlayabilmek için “Senin konuşma yapmanla babanın ne ilgisi var?“ dedim. “Hocam siz panele yerel basın gelecek dediniz benim orada fotoğrafım falan çıkarsa burada okuduğum anlaşılır da o nedenle” deyince şaşkınlığım daha da arttı, tabi üzüntümde.
Öğrencilerimizin maalesef çoğunluğu hala bu tip sorunlar yaşıyor. Kızlar “bu bölümde okuduğum için erkek arkadaşımdan ayrıldım” diyor; erkekler ise büyük bir özgüven eksikliği içindeler. “Nerede okuyorsun dedikleri zaman Büro Yönetimi ve Sekreterlik diyemiyoruz hocam” diyorlar. “Peki niye buraya geldiniz o zaman” dediğimde ise hepsi susuyor. Çünkü diyorum buraya geldiniz hepinizin “bir nedeni var”. Ve bu neden o kadar güçlü ki bunca sıkıntıya rağmen inatla mezun olmak için çaba sarf ediyorsunuz. O halde hepiniz bu bölümü seçme “nedeninize” öncelikle saygı duyun. İkinci olarak; bölümünüze olan sevgi ve saygıya önce kendiniz inanın. Siz tedirgin tedirgin ve kendize güvensiz bir şekilde “Büro Yönetimi ve Sekreterlik Programında okuyorum” diyorsanız karşınızdaki kişi zaten bunu anlayacaktır. Sen programına saygı duymuyorsan karşındaki kişiden bunu nasıl bekleyebilirsin? O halde önce kendine söz geçireceksin. Sonra da bölümünün ne olduğunu ve ne olmadığını gerekirse anlatacaksın. Babana anlatacaksın. Arkadaşına anlatacaksın. Bıkmadan usanmadan anlatacaksın. Hatta okula getirip derslere girmesini sağlayacaksın. Hocalarınla tanıştıracaksın. Bunları hayatında önemli bir yere sahip olduğunu düşündüğün önyargılı kişiler için yapacaksın. Önemli bir kişi değilse ve sizi yıpratmak için üzüyorsa (Sekreterliğin okulu mu olur, okumana ne gerek var…gibi sözlerle) o zaman da “boşvereceksin”. Hayatını başkalarının yönlendirmesine izin vermeyeceksin. Negatif düşüncelere karşı sağır olacaksın. Sen insanları memnun etmek için yaşamıyorsun. Son olarak unutmaman gereken ise; mesleğin iyisi ve kötüsü olmadığı, mesleği yapanın iyisi kötüsü olduğudur. Bugün mesleğini kötüye kullanan sekreterler olabileceği gibi, son derece başarılı, şirketi ve yöneticisi için vazgeçilmez sekreterler de vardır. Aynı şekilde doktorlar da vardır, pilotlar da vardır, muhasebeciler de vardır.
Bir başka husus da mutlaka bu mesleği yapmak zorunda olmadığını bilmendir. Kişinin bir meslek sahibi olmasında mezun olduğu bölümün çok önemli bir payı var kuşkusuz. Ancak mezun olduğu bölümle ilgisi olmayan işler yapan ve de bu işlerde çok başarılı olan insanlar var. Tıp okuyup şarkıcılık yapanlar var, mimarlık okuyup tiyatrocu olanlar var, ekonomi okuyup aşçılık yapanlar bile var. Demek ki bu bölümde okumak demek de illa sekreterlik yapmak demek değil. Evet biz yönetici asistanları ve büro elamanları yetiştiriyoruz ama farklı bir mesleği de seçebilme hakkınız her zaman var. Kaldı ki bugün görüştüğüm bir arkadaşım (kendisi yönetici) çalıştığı işyeri için satınalma elemanı ararken şunları söyledi: “İngilizce biliyorum diyerek gelen üniversite mezunu birçok kişi var. Ama mülakatta İngilizce bilgisini test ettiğimde maalesef yalan söylediği ortaya çıkıyor. Artık Üniversite mezunu falan da istemiyorum İngilizceyi gerçekten bilen bir kişi arıyorum hatta lise mezunu bile olabilir” dedi. Demek ki böyle bir şirkete eğer İngilizceniz varsa başvurabilirsiniz. İngilizce bilgisi ise sadece okulda alınan eğitimle yeterli olmayabilir. Sizin bu konuda kendinizi geliştirmek istemenizle de ilgilidir. Yabancı dili için bir şey yapmayan, bilgisayarını geliştirmeyen, kitap okumayan, gündemi takip etmeyen, sosyal faaliyetlere ve etkinliklere katılmayan bir öğrenci iseniz iş bulma konusunda epey zorlanacaksınız demektir. Kaldı ki “Sekreterlik” için bile aynı durum geçerlidir. Lütfen gazetelere ya da internetteki sekreterlik iş ilanlarına bir bakın. Bu ilanlarda istenen niteliklerin siz ne kadarına sahipsiniz?
Sekreterliği ister yapın ister yapmayın. Bu meslek sizi mutlu edecekse yapın; mutlu etmeyecekse yapmayın. Ancak okul hayatınız boyunca kendinizi ne kadar geliştirdiğinizi, bunun için neler yaptığınızı ve mezun olunca işverenler tarafından nasıl fark edileceğinizi etraflıca düşünün. Bir öğrenci olarak;
· Daha çok kitap okumalısınız
· Türkiye’nin ve dünyanın gündeminde ne var neler oluyor takip etmelisiniz
· Yabancı dilinizi geliştirmelisiniz
· Word, Excell ve PowerPoint’i çok iyi öğrenmelisiniz
· Zamanında mezun olmalısınız
· Bol bol tiyatro, film izlemelisiniz, sergileri gezmelisiniz, söyleşileri takip etmelisiniz
· Sosyal etkinliklere daha fazla katılmalısınız
· Merak ettiğiniz konularla ilgili bilgiler edinmelisiniz…
Bu maddeler daha da uzatılabilir ancak bu kadarına bile ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Mezun olduğunuzda sizinle aynı işe başvuracak olan çok sayıda aday olacak. Bu adaylar içinde sizin farkınız ne olacak? Lütfen bunu düşünün. Sekreterlik yapmak isteseniz de istemeseniz de diğer adaylardan sizi ayıracak en önemli özelliğiniz ne olacak?
Siz boşverin insanların bölümünüzle ilgili ne düşündüğüne. Kafanızı yormayın, başınızı ağrıtmayın. Zamanınızı size daha yararlı olacak şeylere ayırın. Güzel bir yarın için şimdiden bir şeyler yapın.



