ZİHİNSEL TELEPATİ
Meydan Larousse’da “Telepati”nin tanımı şöyle yapılıyor:
“Birbirlerinden uzakta oldukları için, alışılmış duyumlarla haberleşmeleri imkânsız iki ruh veya zihnin dolaysız olarak haberleştikleri iddiasına dayanan psikolojik olay.” Biz bu tanımın içerisindeki ‘alışılmış duyumlar’ ve ‘psikolojik olay’ kavramlarına dikkat çekmek istiyoruz. Yönetici ile asistanının karşılıklı dayanışma içerisinde olmaları, birbirlerine gösterecekleri güven, işbirliği ve saygıyla doğru orantılıdır. Dayanışma yalnızca işbirliği düzeyinde değil, aynı zamanda, her iki tarafın da özel yaşamlarıyla ilgili, kaygı, sorun, sevinç, mutlu günler gibi her türlü olayı kapsamalıdır. Yönetici asistanı, hepimizin bildiği gibi, yöneticisini iyi tanıyan insan olmalıdır. Onun beklentilerinin ne olduğunu, nelere kızdığını, nelere güldüğünü, sevdiği/sevmediği şeyler gibi pek çok alanda bilgi sahibi olması gerektiği kadar, bu konularda sezgilerini de çalıştırmak zorundadır. Alışılmış duyumlar gözle, kulakla, hareketlerle farkına varılan duyumlardır. Her şeyin söylenmesi gerekmez, her şey söylenmeyebilir; ancak iyi bir asistan, içinde bulunduğu koşullar ne olursa olsun, “Leb demeden, leblebiyi anlayan” insan olmalıdır. Yönetici asistanı, yöneticisinin ruhsal durumlarını, işe yansıyan, işine etki eden yanlarını bilmelidir. Yönetici asistanlarının, yöneticilerine verdikleri destek ve çalışmaların yanı sıra, bir seminerimizde rastladığımız deneyimli bir asistanın anlattığı örnek olayı “zihinsel telepati” olarak adlandırdık ve sizlerle paylaşmak istedik. (İsimler değiştirilerek aktarılmıştır.) “Yöneticim Murat Bey, çok meşgul bir insandır. Sürekli toplantılara, kokteyllere, yemeklere gider. Akşam, saat 19:00’da bir kokteyle gidecekti. Gün boyunca bir iki defa dışarı çıktı, geldi; öğleden sonra uzunca bir süre masasında çalıştı. Benim masam hemen dışarıda, onu görmüyorum, ama sesini duyabileceğim uzaklıkta. Ben de işimle meşgulüm. Saat, 17:50’yi gösterirken, birden bire telâşlı bir sesle ismimi haykırdı: - Ebruu?! - Saat 19:00’da efendim... Gideceği yer bizim işyerimize yirmi dakikalık mesafede olduğu için, daha vakit vardı, ben zaten gereken hatırlatmayı zamanında yapacaktım.” Ebru, Murat Bey’in o anda zihnini kurcalayan durumu –sesinin tonundaki telaşlı ifadeden- anlıyor ve hiç vakit geçirmeden, ek konuşmalara gerek duymaksızın, Murat Bey’i rahatlatacak cevabı veriyor. GÜLBİN GÖRAL



