İşletmelerde İnsan ve Önemi
Yönetim bilimciler, başlangıçta kârı ve verimliliği insanın çalıştırılması açısından ele almışlar, sonraları insan faktörünün önemi anlaşıldıkça (1900’lerden sonra) işletmelerin bir “Duygular Sistemi” olduğunu söylemişlerdir. Bir yönetici, başarılı olmak istiyorsa, elemanlarının iş yapma isteklerini harekete geçirici bir dinamizme sahip olmak zorundadır. Son derece modern binalar, teknoloji harikası makineler ve araç-gereçler, ancak insanların onları kullanmasıyla bir değer kazanabilir. İnsan maddeye can ve ruh katan yegane gerçektir. Kişilerdeki yüksek moral, her yönden; sosyal, psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarının giderilmesiyle, yani hiçbir şeye açlık çekmemeleriyle gerçekleştirilebilir. İnsanlar eşit değillerdir; farklı bedensel yapılara, farklı zihinsel özelliklere, farklı kültürlere sahiptirler ve beklentilerinde de farklılıklar olacağı kuşkusuzdur. Adeta kimi insan yönetmek, kimi insan yönetilmek için yaratılmışlardır. Ancak şurası da bir gerçektir ki, her insanın üstünlük gösterdiği bir alanı, başka tarafta da boyun eğdiği alanları olabilir. İnsanların böylesine farklılıklar gösteren yapısı olması, toplumsal yaşamda işbölümünü ve işbirliğini oluşturur. Birilerinin yapamadığı şeyleri diğerleri yapar. İşletmelerin psikolojik yapısındaki insan varlığından ve çeşitliliğinden kaynaklanan bir takım sorunlar yönetim gruplarınca çözülmeye çalışılır. Çözümler formüllerle gerçekleştirilebilir. Formül ise; usuller ve kurallardır. Bir işi, bir sorunu çözecek çıkar yol bulmaktır. Usulsüz ve kuralsız her şey, çözümsüz olacaktır. İnsana ait sorunlar ise, insancıl araçları gerektirir. Sosyal psikologlar, işletmelerde davranış bilimini geliştirirken, geleceğe dönük olarak, fizik bilimlerden çok, sosyal bilimlerde gelişmelerin olacağını ve bunun da gerekliliğini vurgulamışlardır. Çünkü insan her şeyin özüdür. Tarih boyunca, gerek doğudaki, gerekse batıdaki düşünürler insan olmanın gururunu işlemişlerdir. Evrendeki bütün iyilikleri ve güzellikleri sezebilen üstün yaratık insandır. İşte bu üstünlük ve ayrıcalık, eğer kişi bilinçle hayata sarılırsa bir anlam kazanır. Gelişim ve ilerleme mantığına sahip olan insan, dünden daha iyi olma çabası içerisinde çalışır; varolan durumunu analiz eder, ulaşabileceği bir amaç belirler, hedeflerini daima bir üst seviyeden seçer. Başarılı insanların kullandıkları tek yöntem vardır ki, o da “çalışmak”tır. Ama onlar çalışmanın sınırsız yöntemlerini keşfetmişlerdir. Örneğin çalışmanın sağlam destekçisi olan düşünme gücü, yani beynimiz düşündükçe olabildiğince genişler, düşünmedikçe olabildiğince daralır. Kendi gücünüzün farkında değilseniz, kısa sürede etrafınızın esiri haline dönüşebilirsiniz. Kişisel gücün ve düşünme gücünün ancak “okuma” ile gerçekleştirilebileceğini ve okumanın insan için ne güzel bir ayrıcalık olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı? Sevgilerimle... GÜLBİN GÖRAL



