PAÇAVRA MI? KÂĞIT MI?
Eskiden ilk kâğıdın pamuktan yapılmıştır. 14.yüzyılda bez kullanımının yaygınlaşmasıyla, kâğıdın hammaddesi paçavra olmuş ve paçavradan kâğıt üretimi giderek yaygınlaşmıştır. Keten ve pamuklu paçavralar ıslatılıp önce hamur haline getiriliyor, özel bir dibekte dövüldükten sonra keçeler arasına yayılıp kurutularak bir nevi kâğıt elde ediliyordu.
1800 yılında henüz 11 yaşında bir çocuk olan Alman FREDERICH KELLER, kiraz çekirdeklerinden tespih yapmak için uğraşırken, çekirdeğin üzerine su dökerek yumuşatmış ve bunu mermer bir taşa sürtmek suretiyle çekirdeğin dayanma gücünü zayıflatmaya çalışmıştır. Bu uğraş sırasında su, tahta ve çekirdek lifleri ile mermer tozundan oluşan süt görüntüsündeki sıvının kuruyunca ince bir tabaka haline geldiğini bir rastlantı sonucu görmüştür.
Büyüyünce paçavralardan kâğıt yapan bir atölyede çalışmaya başlayan KELLER, bu eski çocukluk uğraşını hatırladığından deneylere girişmiş, aldığı sonucun olumlu ve başarılı olduğunu görünce, buluşunu bir kâğıt fabrikasına açıklamıştır. Bu suretle 1845 yılında odundan kâğıt yapımının temeli atılmıştır.
Günümüzde odundan kâğıt yapımı hâlâ devam etmektedir. Kesilen ağaçların yenileri dikilmek suretiyle yeniden bir yapılanmaya girişilmelidir. “Tohumlar Fidana, Fidanlar Ağaca, Ağaçlar Ormana dönmeli yurdumda” bu güzel sözleri hepimiz biliriz. Gerçekten ağaçlar, ormanlarımız hepimiz için birer oksijen kaynağıdır. Bu güzelliklerimize sahip çıkmalıyız. Ağaçlarımızı boşuna kesmemeli, kesiyorsak yenilerini dikmeliyiz. Ülkemizde her sene ağaç dikim kampanyaları düzenleniyor; bunlara katılarak ağaç dikebiliriz. İnsanın bir ağacının bile olması mutlu eder kişiyi. Çocuklara bu sevgi aşılanmalı, dallarına vurmamaları söylenmeli ve kabuklarını soymak şeklinde onlara acı vermemeleri öğretilmelidir. Bir gün ağaçsız, ormansız kalırsak oksijensiz kalırız; üretim yapılamaz. Ormanlarımızı tarla yapmak uğruna yakmayalım. Onların da bir canı var unutmayalım.
Teknoloji sayesinde kâğıt gramajları, özellikleri kaliteli olarak insanın ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmaktadır. Her sektörde kullanılan kâğıtlar tüketiciler tarafından gereksiz yere kullanılmasın, yırtılmasın, çöplere atılmasın. Bilgisayarda yazdığımız bir yazıyı iyice kontrol etmeden, baskı önizleme yapmadan çıktısını alırız, bakarız ki birçok yanlışlıklar var. Tekrar çıktı, çıktı ve bir sürü güzel kâğıtlar, ağaçlarımız gereksiz yere harcanmış. Bu sadece bir kişinin yaptığı peki Dünya’daki insanlar? Sınavlara hazırlanırken kâğıtları kullanırız ki daha iyi öğrenelim. Önce kurşun kalemle yazıp; silerek tekrar tekrar kullanabiliriz. Değerlendirmiş oluruz.
Bütün yaşantımızda kullandığımız kâğıtları değerlendirelim lütfen. Onları çöplere atarken, yırtarken “nasıl olsa var” , “param var alırım” “kurumun veya şirketin benim değil” düşüncesi içinde hareket etmeyelim. Özellikle sekreterlerin ve asistanların çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Müsvedde yapabilirler. Not almak için kullanabilirler.
Ayrıca maalesef soba kullanan kişiler ülkemizde kâğıtları sobayı tutuşturmak için kullanırlar. Ne kadar yanlış bir düşünce. Hâlbuki sobayı tutuşturmak için başka yollar da var. Örneğin Çıra…
Ayrıca eskiden bez parçalarından kâğıt yapılmış. Şu anda çöplere atılan hatta yakılan milyonlarca kumaş, bez parçalarını toplayarak değerlendirebiliriz. Bunun geri dönüşümü sağlanabilir. Gerçekten bir gün ormanlarımız kalmazsa ne olur? Yoksa paçavradan kâğıt mı yapılsın?



