SEKRETERLİK MESLEĞİNİN TOPLUMDA ALGILANMASI: ÖNYARGI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 40
ZayıfMükemmel 

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ EMYO-BYS PROGRAMI ÖĞR.GRV.ÜNVER ÜNLÜ BAYRAMLI

25.05.2006 tarihli paneldeki konuşmasından... 

Konuşmama önyargıyla ilgili sevdiğim bir hikâye anlatarak başlamak istiyorum. İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler.

Berber, iş adamının kulağına fısıldar; bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi… berber çocuğa seslenir: ‘Ali, buraya gel!’ bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki sırıtmayla berberi selamlar. Berber iş adamının kulağına sessizce, ‘bak şimdi’ diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot çocuğa sorar: ‘hangisini istiyorsan alabilirsin? “Çocuk dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek: “Gördün mü? Sana söylemiştim.”der. Tıraş bitince  işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan çocuğu görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar. Çocuk yanıt verir: Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!”

Kim aptal kim değil? Çok az insan kişilere ve olaylara önyargısız yaklaşmayı başarabilir. Mesleğimizin toplumda algılanmasıyla ilgili olarak büyük bir önyargının olduğunu düşünüyorum. Aslında bu toplantılara “önyargıyı kırma toplantıları” da diyebiliriz. Önyargıyla birlikte “genelleme” de çok sık yapılmaktadır. Karadenizliler, Urfalılar, Manisalılar gibi. Meslekler için de durum aynıdır. Hemşireler, pilotlar, avukatlar, sekreterler gibi. Bir avukatın yaptığı etik olmayan bir davranışı o mesleğin tümüne genelleyebilir miyiz? Ya da bir sekreterin olumsuz davranışını “sekreterler böyledir” diyebilir miyiz?

Einstein’in bir sözü var “Önyargıyı kırmak atomu parçalamaktan daha zordur” boşuna söylememiş ama Allahtan imkânsız dememiş zordur demiş. Biz de zorluklarla mücadele etmeyi seviyoruz.

Sekreter denilince yaygın önyargılar;

  • Sekreter bayandır.
  • Eğitimli olmasına gerek yoktur.
  • Güzel olmalıdır.
  • Bir telefon bir masa varsa sekreterle o büro tamamlanır.


Söz konusu önyargıların oluşmasına tamamen mesleğimizle ilgili bilgisizlik neden olmaktadır. Sekreter; bayan da olabilir erkek de olabilir. Şahsen ben yönetici olsam erkek sekreterle çalışmak isterim.  Mutlaka eğitimli olması gerekir. Hatta  BYS mezunu olması gerekir. Güzellik meselesine gelince bugün hangi elemanı işe alacaksanız önce tipine bakarsınız. Bir işçi alırken de bir mühendis alırken de.  Bir telefon, bir masa ve bir de sekreter olacaksa o büroyu hiç açmayın kapanacaktır.

Sekreterlerle ilgili sıklıkla söylenen bazı özellikler de beni zaman zaman düşündürmüştür. Ve ben bu özelliklere biraz kafayı takmış durumdayım.  Şöyle ki;

Sekreter yöneticisinin eli, ayağı, kulağı gibi hareket etmelidir. Peki sekreter eli, ayağı, kulağı ise; burnu, bacağı, parmakları gibi hareket edenler kimlerdir? Mühendislere burnu ve bacağı, muhasebecilere kalbi ve dudağı diyebilir miyiz?

Sekreter yöneticisinin sağ koludur. Ben sol kolu merak ediyorum? O kimdir?

Sekreter aklını ve bilgisini yöneticisi için kullanandır. Ne büyük fedakârlık! Kendisine lazım olduğunda ne yapacak? Yöneticisinden ödünç mü isteyecek?

Sekreter şirketlerinin ve yöneticilerinin aynasıdır. Bu aynanın boyutları nedir? Çok çeşitli boyutlarda ayna var. Boy aynası, el aynası, yüz aynası. Sekreter hangi boyuta girmektedir?

Bu özellikler; sekreterlerin yöneticilerin en yakın çalışma arkadaşı olması nedeniyle vurgulanmaktadır. Elbette yanlış değildir. Ancak günümüz iş ortamında sekreterin en önemli özelliği bana göre iyi bir takım oyuncusu olabilmesidir. Sekreter aynı anda 3 ayrı takımın oyuncusudur. Birincisi yöneticisi ile kurduğu takım, ikincisi işyerinde diğer çalışanlarla kurduğu takım ve üçüncüsü de kendi meslektaşları ile kurduğu takımdır.

Önyargıların kırılmasında hepimize çok fazla görevler düşüyor. Birincisi; öğrencilerimize.  İsteyerek bu programı seçen öğrenci sayımız oldukça az deniyor. Kontenjanımızı 30’dan 50’ye çıkardık. İstemeyerek gelinse daha az olurdu.  Şöyle bir düşündüğümde bundan 20 yıl önce bende istediğim bir bölümde okuyamamıştım Bursa’dan İktisat Bölümünden mezun oldum ve 18. tercihimdi. Ancak orada aldığım eğitim sayesinde şu anda buradayım ve sevdiğim bir işim var. Dolayısıyla ülkemizin eğitim sistemindeki yaygın bir sorunu öğrencilerimizde BYS Programı için yaşıyor o nedenle ben bu kısmı çok fazla önemsemiyorum. Önemsediğim kısım ise öğrencilerimizin “hangi bölümde oluyorsun?” sorusuna çoğunlukla “Büro Yönetimi” demeleri ki özellikle bu sorunu erkek öğrencilerimiz daha da fazla yaşamakta. Ben öğrencilerime sürekli şunu söylüyorum. “Bu mesleği yapmak zorunda değilsiniz. Hatta düşünceleriniz böyle devam edecekse mümkünse de yapmayın”. Çünkü mesleğe zarar verirsiniz. Ancak aldığınız eğitime saygı duymak zorundasınız. Eğer buna da saygınız yoksa bu programda okumanız çok büyük bir zaman kaybıdır.

İkinci olarak; biz öğretim elemanlarına önemli görevler düşmektedir. Mesleğimizin halkla ilişkiler anlamında ve imajı konusunda kamuoyunun daha iyi bilgilenmesi için bizlerin “elinden geleni değil”, “ne gerekiyorsa” onu yapması gerekmektedir. Türkiye’de 96 yüksekokulda BYS Programı var. Bunların kaç tanesi “Sekreterler Haftası” ile ilgili ne yapıyor? Merak ediyorum. Yerel basında Büro Yönetimi ve Sekreterlik Programı ile ilgili yılda kaç haberleri çıkıyor? Bu konuda gerçekten özveriyle çalışan öğretim elemanları ne yazık ki bir elin beş parmağını geçmiyor. Anadolu Üniversitesi BYS Programı olarak biz üzerimize düşen bu sorumluluğun farkındayız ve ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Saygıdeğer hocalarımın da kendi üniversitelerinde bu konuda güzel çalışmalar yaptıklarını biliyorum. Yine de oldukça yetersiz kalıyoruz ve doğal olarak çabalar yerelden öte geçemiyor. Reklamcılar “ Etkisiz reklam gece geçen gemi gibidir” derler .Yani kimse farkına varmaz.

Üçüncü olarak, sektörde çalışan meslektaşlarımız. Sağ olsunlar şuanda bu manzaraya baktığım zaman emeklerimizin boşa gitmediğini görüyorum. Birçok meslektaşımız davetimizi kabul etti. Seve seve geldi ve hatta konuşma yapmayı kabul etti. Sizler kabul etmeseydiniz bu panel olamazdı. Bu nedenle saygıdeğer konuşmacılarımıza ve dinleyici olarak katılan misafirlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Ancak sevindirici bir tarafı da telefon ettiğim onlarca kişi bu etkinliğe büyük saygı duyduğunu ve sevindiğini söyledi. Anladım ki meslektaşlarımız bu tür etkinlikleri “anlamsız” ya da “gereksiz” görmüyorlar ve tam tersine son derece olumlular. Hatta “ne yapabiliriz? Yapabileceğimiz bir şey olursa seve seve yaparız” diyenler bile oldu. Aynı telefon konuşmalarında meslektaşlarımızdan sıklıkla duyduğum şöyle bir söz de vardı: “Ne güzel bir etkinlik kutlarım sizi. Bizlere alt tarafı sekreterlik işte diye bakılıyor ama bakın böyle olmadığını bu güzel işlerle kanıtlıyorsunuz”. Alt tarafı sekreterlik sözünün karşılığını da bir türlü anlamış değilim ve lütfen bu cümleyi kullananlara bundan sonra şöyle cevap verin. “Peki üst tarafı nedir?”

Dördüncü bir grup da meslek örgütleri. Sekreterlikle ilgili olarak dernekler ülkemizde sadece Ankara’da, İzmir’de ve Manisa’da bulunmaktadır. Eskişehir’de yoktur. En büyük temennimiz Eskişehir’de de bu anlamda bir dernekleşme faaliyetinin çok kısa bir zaman içinde oluşmasıdır. Bu konuda öncülük edecek meslektaşlarımıza her tür desteği BYS Programı olarak yapacağımıza söz veriyoruz.

Konuşmamı bitirirken bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bugün çağdaş işletmecilik anlayışıyla yönetilen şirketlere baktığımızda orada “takım çalışmalarını” görüyoruz. Biz de bir takımız ve büyük bir takımız. Öğrencilerimizle, öğretim elemanlarımızla, sektörde çalışanlarımızla ve meslek örgütlerimizle bu takımın başarısı her bir oyuncunun “iyi bir oyuncu” olmasına ve “biz” duygusuyla hareket etmesine ve takıma sahip çıkmasına bağlıdır. Son olarak diyorum ki gelin takımımızı şampiyon yapalım.

Hepinize teşekkür ederim.

Bu Yazıyı Ekle

Facebook   
 
Giriş Formu
Her Gün İki Söz

Türkçe Sözlükten :   konut dokunulmazlığı   isim, hukuk Belli hukuki şartların dışında, kişilere ait konutlara girilememesi, arama yapılamaması ve eşyaya el konulamaması hakkı.

Yabancı Sözlükten :   amnezi    Fransızca amnésie tıp "1. Büyük sarsıntı, humma vb. yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı, 2. Belleğin kısa bir süre durup işlememesi." anlamlarındaki bu söz için Kurumumuzca bellek yitimi karşılığı önerilmiştir.

Bir Yazım Kuralı : Kitap adları ve yazı başlıkları cümle içerisinde tırnak içine alınır: Yahya Kemal'in bazı şiirleri "Kendi Gök Kubbemiz" adı altında çıktı.(Ahmet Hamdi Tanpınar)