MÜKEMMEL BİR SEKRETER NASIL KAYBEDİLİR
Türkiye şartlarında, özellikle yaşam giderlerinin hat safhada olduğu büyük şehirlerde işsizlik gerçekten çok önemli bir sorun.. Bu yüzden iş arayışı içinde olan sekreter arkadaşlarımız için doğru iş seçimi yapmaktansa “bir işe girebilmek” ilk tercih olarak görüldüğünden sonu mutsuzluk ile bitebiliyor. Bir yandan ödenmesi gereken faturaların yükü altında ezilirken diğer yandan “doğru iş arayışına girmek” bile aslında başlı başına bir macera, üstelik Türkiye gibi ekonomisi oynak zeminde, günlük piyasaların bile şirketleri yutabildiği ortamda bu tam bir yaşam savaşı. Fakat bu kara tabloya rağmen her zaman en iyisi için mücadele etmekten başka yol yok.
Türkiye’de İK uygulamaları uzun yıllardır olmasına rağmen maalesef İK yöneticileri eğitimini aldıkları konuları geleneksel Türk şirketlerine yansıtmakta başarısız olabiliyorlar. Bu konuda başarılı sonuçlar elde etmiş İK yöneticileri bir hayli az ülkemizde. Genele baktığımızda karşılaştığımız tablo “özellikle aile şirketlerinde” kurumsal vizyon taşıyan İK yöneticilerin geleneksel sisteme entegrede başarısız olduğunu göstermekte.. İlgili pozisyona ait ilanın verildiği aşama, istihdamın gerçekleştiği aşama ve takip eden 6 ayda yapılan gözlemler bu İK çalışmalarındaki uyumsuzluk kaynaklı başarısızlığı gözler önüne sermekte..
Genel bir ilanı ele alalım. İstenilen özellikler aşağı yukarı şöyledir:
-Eğitim durumu (lise, üniversite,yüksek lisans)
-Tecrübe durumu
-Takım çalışmasına yatkınlık
-İletişim becerileri
- İnsiyaf kullanabilme becerisi
-Esnek çalışma saatleri v.s..
Aslında bunlar önemsiz ayrıntılarmış gibi görünebilir ve işi kaparsanız bunları yapabileceğinizi düşünebilirsiniz. Veya, aslında bunları bilinçli olarak yapabilecek bilgi ve beceriye sahip de olabilirsiniz ama dedim ya, geleneksel altyapıya kurumsal sistem oturtmak her yiğitin harcı değil işte o aşamada mutsuz olunabilir
Varsayalım ilgili pozisyona başvurdunuz ve seçilerek istihdam edildiniz, eh aradan da 6 ay geçti ve gelin bir değerlendirme yapalım:
Sizden takım çalışmasına yatkınlık beklerler ama bu çoğu zaman ayak işlerini yaptırmak şekline dönüşür ve bir süre sonra “acaba ofisboy muyum?” Diye sorarsınız..
Sizden iletişim yönetimi isterler ama bu çoğu zaman telefon, faks ve emaillere bakmaktan ibaret hale gelir..
Sizden insiyatif sahibi olmanızı isterler ama attığınız her adımı süphe ve güvensizlik ile sorgulayip yetki ve sorumluluk tartışması yaparlar
Sizden uzun yıllara dayanan tecrübe isterler ama sonra yaşınızın fazla olduğunu söylerler. Veya, üniversite mezunu ve tecrübe isterler ama bunları 21 yaşına kadar yapmış olmanız beklenir!!
Sizden stresli ve baskı altında çalışma ve kendi kendini motive etme becerisi beklerler ama çoğu zaman strese sebep olan kişi veya kişileri danışman ve eğitmenler yolu ile rehabilite etmeyi her nedense düşünemezler.. Veya, doğru zaman ve iş yönetimi yolu ile baskı oluşturan durumları kolaylıkla düzenleyebileceklerini her nedense bilmezler!!
Sizden esnek çalışma saatleri beklerler ki bu çoğu zaman haftanın 6 günü akşam 7-8 lere kadar çalışma anlamına gelir. Bunun için mesai almadığınız gibi birde tam performans beklerler. Birilerinin onlara köleliğin yüzlerce yıl önce kalktığını hatırlatması gerek!! Zira, vücut ve ruhun yenilenmesi için ihtiyacı olan dinlenme fırsatını bulabilmek bile imkansızken “ah bir hayatım olabilseydi de şunu da yapabilseydim” dersiniz bir süre sonra..
Ben bu noktada sekreterleri kurban olarak görüyorum. Altyapısı yetersiz yönetici ve ekibini ise herşeyden sorumlu tutamayız. Burda tüm sorumluluğun İK yöneticisine ait olduğunu söylemek hiçte acımasız bir yaklaşım olmaz.. Peki bu durumu nasıl düzeltebiliriz? Aslında bu işin çözümü bilimsel araştırmalarda ve eğitimde yatıyor. İşletmenin kilit noktalarından biri olan İK yöneticiliğinin çok daha uzun süreli ve kapsamlı eğitimlere üniversiteler aracılığı ile tabi tutulmaları ve eğitimi destekler uzun süreli stajların yapılması bence şart. Ayrıca bu konunun çok ciddi bir işletme branşı olarak algılanıp üniversitelerin araştırma enstitülerinde bu konuda daha kapsamlı bilimsel araştırmaların yapılması da mutlaka sağlanmalı.. Yurt dışından gelen yeni metodların model olarak uygulanmak yerine ilgili metodlar üzerinde bilimsel uygunluk ön çalışmaları yapıldıktan sonra geleneksel yapıya sahip şirketlere entegrasyonu sağlanmalı. Yoksa hem şirketler iyi sekreterler ve hem de sekreterlik, mesleği bırakma kararı alan yetenekli meslektaşlarımızı kaybedecek..



