HAYATA GEÇ KALMAK
Hayata Geç Kalmak
Prof. Dr. İsmet BARUTCUGİL
Kendini yenilemek, yeniden başlamak, yeni bir sayfa açmak, değişmek gibi kavramları günlük yaşamımızda sıkça duyuyoruz. Ancak, bunların dile getirildiği ortamlarda hemen peşi sıra duyduklarımız da “benim için çok geç”, “bu yaştan sonra”, “yaşım uygun değil”, “artık benden geçti” türünde ifadeler oluyor.
Umutsuz yüzler, üzgün bakışlar ve ağlamaklı ses tonları, dile getirilen yaş ve yıl bahanelerini destekliyor. Nedense bazı insanlar sürekli olarak değişmenin, yenilenmenin, yeniden başlamanın kendileri için gereksiz çabalar ve boş hayaller olduğunu (inanarak) söylüyorlar.
Bu insanlar, aslında, ya tembel olduklarından ya da bilinçaltında durumlarından memnun olduklarından yaşlarını ve belirli bir işe, uğraşa harcadıkları yıllarını öne sürerek değişim için eyleme geçmeyi reddediyorlar. Başkalarının bu konudaki yardım tekliflerini de art niyetli buluyorlar, onların kendilerini harcamak istediğini düşünüyorlar.
Bazıları, neredeyse (inanılması güç ama) 40-45’li yaşlarda adeta emekliliklerini ilan edip öğrenmeyi, gelişmeyi ve değişmeyi durduruyorlar. O yaşa kadar yaptıklarını yapabileceklerinin tümü olarak görüyorlar. Kendilerinden daha az başarılı insanları örnek göstererek övünüyorlar ve avunuyorlar. “Herkes benim yaptıklarım kadarını yapabilse” şeklinde bir klişe sözcük ile yeterliliklerini ve yeteneklerini savunuyorlar. Bazıları da o güne kadar yaptıklarının aynısını yapmaya devam ederek sahip olduklarının aynısına sahip olmaya devam edeceklerini umuyorlar.
Oysa hayat durmuyor ve duranı da affetmiyor. Bir insan ya da kurum için olduğu yerde durmanın geri gitmenin en kolay ve kestirme yolu olduğunu ona acımasızca gösteriyor. Bunu fark edemeyenler sahip olduklarını birer ikişer kaybetmeye başlayınca eyleme geçmenin ve yeniden başlamanın kaçınılmaz olduğunu görüyorlar. Fakat bazıları inatla ya tembelliklerinden ya da eski güzel günlerin kendiliğinden geri geleceğini umduklarından oturup beklemeyi tercih ediyorlar. Şüphesiz bu tercihlerinin faturasını da pahalı bir şekilde ödüyorlar.
Hayatımızın ne kadar uzun ya da kısa olduğunu, kimin ne kadar yaşayacağını bilemeyiz. Aynı şekilde, geriye ne kadar yıl kaldığını bilmeden yeni herhangi bir şeye başlamak için geç ya da erken olduğunu da söyleyemeyiz. Yaşlarının ilerlediğini ve geç kaldıklarını düşünerek belirli bir kararı verip onun gereklerini yapmaya başlayamayanlar daha sonra aradan geçen yıllara bakıp ”keşke o zaman başlasaydım, şimdiye kadar çoktan…” şeklinde dert yanmakta ve geç kalma edebiyatına devam etmektedirler.
Birçok ünlü yazarın ve sanatçının en ünlü eserlerini çok ileri yaşlarda verdiklerini, hatta bazılarının o alanlarda çalışmaya da ileri yaşlarında başladıkları bilinir. Mimar Sinan’ın gerçek anlamda mimari eserler vermeye 60 yaşından sonra başladığı ve en ünlü eseri Selimiye’yi inşa ederken 90’lı yaşlarda olduğu bilinmektedir.
Gençlik yıllarında zorluklar ve başarısızlıklar yaşayan birçok ünlü iş adamının da gerçek başarılarını ileri yaşlarda yaptıkları yeni girişimlerde ve yeni işlerde elde ettikleri bilinmektedir. Hayata bakış açıları değişen, gözlem yapabilme ve ilişki kurabilme yetenekleri gelişen bu insanlar, yaptıkları yeni başlangıcın yarattığı enerji dalgası ve coşkusuyla deneyimlerini birleştirerek çok daha başarılı ve mutlu olmayı bilmişlerdir.
Hayatında değişiklik yapmak isteyenler, kendini yeniden yaratmayı düşünenler, yeni bir başlangıç yapmaya niyet edenler hiçbir zaman geç kalma mazeretine sığınmadan karar vermeli ve eyleme geçmelidirler. Arzu ettiklerini tam anlamıyla gerçekleştirecek zamanı bulamasalar da o süre içinde yaşayacakları heyecan, umut, keyif, coşku ve mutluluk gibi duygular onların en büyük kazancı olacaktır. Hayatta uzun yaşamak değil, umut ve mutluluk dolu yıllar yaşamak çok daha önemli ve anlamlıdır.
Prof. Dr. İsmet Barutcugil 1950'de Gaziantep'te doğdu. İlköğrenimini Malatya'da, liseyi İstanbul Vefa’da tamamladı. 1971’de İ.Ü. İktisat’ı bitirdi. 1975’te İktisat Doktoru, 1987’de Profesör oldu. Yazarın Uludağ Üniversitesi yıllarından sekiz kitap, dört bilimsel ödül ve 50 makalesi var. 1989’da RCBA Danışmanlık’ı kurdu. 1992’de DOOR Training temsilcisi oldu. Eğitim ve danışmanlık verdiği alanlar arasında; yönetim, insan kaynakları ve kişisel gelişim var. Barutcugil, evli ve üç çocuk babası.
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız



