Çocukla kaliteli zaman geçirmek

Çocuklarıyla kaliteli bir zaman geçirmek için çırpınan anne-babalar, farkına varmadan çocukları sıkar, her anı çocuğu konuşmaya zorlayarak geçirirler.
Oysa iletişim için uygun ortam yaratmak ve dinlemeye hazır bir biçimde ortalarda bulunmak, yetecektir.
İnsanlarla ilişkimiz beraber geçirdiğimiz zamanın miktarına ve iletişimizin kalitesine bağlıdır.
Ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişki de, birçok yönden daha farklı ve özel olmasına rağmen, bu genel ilkenin dışında değildir. Ebeveynlerin çocuklarıyla beraber geçirdikleri zamanın süresi değil, kalitesi daha önemlidir.
Yani çocuğunuzla dolu dolu sadece ikinize ayrılmış bir yarım saat, sadece orada bulunduğunuz uzun bir günden daha çok ’kaliteli zaman’ tanımına uyar. ’Kaliteli zaman’ fikri, çalışan meşgul anne babaların, iş hayatının ve ev içi sorumluluklarının çakışmasından çıkan karışıklığı çözmek için etkili bir taktiktir.
Tüm o karışıklıklara rağmen aslında birçok aile, çok uzun zaman geçirmeden de, güvene dayalı ve sevgi dolu bir ilişki oluşturabiliyor.
HER ANI AKTİVİTEYLE DOLDURMAYIN
Ailelerin ortak endişelerinden biri çocuklarının gerçekten neler hissettiğini ve düşündüğünü onlarla paylaşmamasıdır. İletişim kuramayan bir yetişkini, çocuğu ya da genci iletişime açmak kolay olmayabilir. Çocuğunuzu, gergin bir kaliteli zaman için zorlamak iyi olmayabilir.
Sabırlı olmak ve zamanı iyi kullanmak gerekir. Çocukların aileleriyle konuşmamalarının sebeplerinden biri, anne babaların yeterince etrafta olmamalarıdır. Beraber zaman geçirmek, o zamanın her saniyesini, aktivitelerle doldurmak en iyiyi, gerekeni öğretmek değildir. Çocuğunuzu fazla zorlamadan iletişim kurulabilecek rahat bir ortam oluşturmak önde gelir.
Rahat bir atmosfer içinde şekillendirilmemiş zaman geçirmek, ebeveynlere de dinleme alışkanlığı kazandırır.
Günlük telaşınızdan uzak çocuğunuzu dinlemeye hazır olmanız, davranışlarının nedenini merak etmeniz, onun hayatında neler olduğunu anlamınıza yardımcı olur. Bu durum, çocuğunuz büyüdükçe daha önem kazanacaktır.
Hayatınızda yeri olduğunu bilmesi, sadece kelimelerle kurulamayacak bir güven ve süreklilik duygusuna sahip olmalarını da sağlar.
Onu sorguya çekmeyin
Birlikte geçirdiğiniz zamanlarda öğretme telaşına kapılmayın. Örneğin, yemek yaparken izin verin çocuğunuz da sizinle mutfakta otursun, ama ona yemek yapmakla ilgili dersler vermek zorundaymışsınız gibi hissetmeyin.
Eğer alışverişe gidiyorsanız çocuğunuzu da çağırın, ama bu geziyi ona hayat dersleri vermek için kullanmayın. Onu sorgulamaktan da uzak durun; her soru cümlesi çocuğunuzu savunmaya geçirerek iletişimi derinleştirmenize engel olur.
Örneğin çocuğunuzun bir yere gitmesi gerekiyorsa, onu bırakırken bu fırsatı sohbet etmek için kullanın ama onu konuşmaya zorlayıp, sorguya çekmeyin.
Çocuğunuzla ne kadar çok zaman geçirirseniz, çocuğunuzun hayatıyla ilgili o kadar çok şey öğrenmiş ve onun hayatına o kadar çok dahil olmuş olursunuz. Böylece onu sorguya çekmek zorunda kalmazsınız.
Bu da size kaliteli iletişime sahip olma şansı verir.
Kaynak: Hürriyet



