Hırsızlık suçlaması

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Bugün her zamanki gibi saat 08:30'da işime geldim.  İlk önce patronumun odasını düzenlemeye başladım.  Günlük gazeteleri masasına koydum.  Dosya ve evraklarını düzenledim.  Daha sonra kendi masamı düzenledim.  Patronum saat 09:00'da geldi.  Ben de bilgisayarımın başına geçip işimi yapmaya başladım.

Patronum yönetim kurulu toplantısına gitmek üzere bürodan ayrıldı ve döndüğünde ben hala masamda çalışıyordum.  Aradan 1 saat geçtikten sonra beni odasına çağırdı ve eşinin kendisine hediye ettiği saatin masasının gözünde olmadığını ve benim saati görüp görmediğimi sordu.  Bende görmediğimi söyledim.  "Allah Allah bu odaya senden başka kim giriyor, kim çekmecemi açabilir" gibi şeyler söyledi.  Ben de siz alıp çantanıza koymuş olabilir misiniz? Evde kalmış olabilir mi? gibi sorular sordum.  Çantasına baktı yok dedi.  Bugün takmak istediğim için evde olabileceği her yere de bakarak geldim, dedi.  Kendisi yokken odaya benden başka kimsenin girip girmediğini sorunca, hemen kimse girmedi dedim.  Bu durumda ben suçlu gözüküyordum.  Çünkü patronumun odasına o odada yokken benden başkası girmiyordu.  Ama o anda aklıma patronum toplantıdayken ne kadar yoğun olduğum geldi.  Faks bir an boş kalmıyor, odamdaki iki telefonda susmuyordu.  Ben hepsine yetişmeye çalışırken, muhasebe departmanının yeni memuru Cem Bey'in bana kapıdan seslendiğini hatırladım.  Bana elindeki dosyaları gösterip, içeri bırakıp bırakamayacağını sorduğunda ona, bırakabilirsin demiş ve bir daha da onunla ilgilenememiştim.

Cem Bey'den şüphelendim ama bundan emin değildim.  Çünkü ortada ciddi bir durum vardı ve bir insanı suçlamak bu kadar kolay değildi.

Patronum bana değişik davranıyordu garip bir soğukluk vardı.  Bana güvenmediğini açıkça söylemese de ben davranışlarından anlıyordum.  Saati Cem Bey mi almıştı? Acaba Cem Bey'in odaya girdiğini söylemelimiydim? Aklım çok karışmıştı.

Mesai bitimine yarım saat kala Cem Bey bana evrakların imzalanıp imzalanmadığını sordu.  Patronumun odasına girip evrakları sordum o da Cem Bey'le görüşmek istediğini odasına çağırmamı söyledi.  5 dakika sonra Patronum, Cem Bey ve ben aynı odadaydık o an dilimin ucuna geldi söylemek. Ama yapamadım.  Gece bitmek bilmedi huzursuzluk, sıkıntı sabahı sabah ettim ve karar verdim patronuma Cem Bey'in odaya girdiğini söyleyecektim.

Sabah patronum odama girdi "Kızım kusura bakma eşim saati başka bir yere koymuş, dün boş yere gerginlik yaşadık" dedi ve odasına girdi.  Ben çok kırgındım 6 yıldır beraber çalışıyorduk ve ben bana güvendiğini sanıyordum...


1) Sekreterin iş yoğunluğu ne olursa olsun, odaya dosyaları bırakmak için bir başkasına izin vermesi doğru mu? Neden?

2) Patronun saatini bulamamasından sonra gösterdiği tepkileri normal mi? Neden?

3) Siz olsaydınız, aklınıza geldiğinde, odaya Cem Bey'in de girdiğini söylermiydiniz? Neden?

Bu Yazıyı Ekle

Facebook   
 
Giriş Formu
Her Gün İki Söz

Türkçe Sözlükten :   konut dokunulmazlığı   isim, hukuk Belli hukuki şartların dışında, kişilere ait konutlara girilememesi, arama yapılamaması ve eşyaya el konulamaması hakkı.

Yabancı Sözlükten :   amnezi    Fransızca amnésie tıp "1. Büyük sarsıntı, humma vb. yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı, 2. Belleğin kısa bir süre durup işlememesi." anlamlarındaki bu söz için Kurumumuzca bellek yitimi karşılığı önerilmiştir.

Bir Yazım Kuralı : Kitap adları ve yazı başlıkları cümle içerisinde tırnak içine alınır: Yahya Kemal'in bazı şiirleri "Kendi Gök Kubbemiz" adı altında çıktı.(Ahmet Hamdi Tanpınar)