Doğru soruları sormasını bilmek

Doğru sorular doğru anahtarlardır, kullanmasını bilenler onlarla ihtiyaç duydukları her bilgi deposunun kapısını açabilirler.
Bilgi edinmenin anahtarı sorulardır. Doğru sorular doğru anahtarlardır, kullanmasını bilenler onlarla ihtiyaç duydukları her bilgi deposunun kapısını açabilirler.
İş yaşamında ekip çalışması, sorun çözme, karar alma, hedef belirleme, eğitim ve geliştirme, performans yönetimi gibi süreçlerin başarısında da soruların ve doğru soruları sorma becerisinin çok önemli bir rolü vardır. Başarılı yöneticiler, çalışma arkadaşlarına doğru soruları sorabilen ve onlardan doğru cevaplar almasını bilen yöneticilerdir.
Okullarda genellikle soruların nasıl etkin kullanılacağı konusunda eğitim verilmez. Hatta kalabalık sınıflarda ve eğitmen ağırlıklı öğrenme sürelerinde de çoğu kez öğrencilerin soru sormasına izin verilmez. İş yaşamında verilen iletişim becerileri, mülakat teknikleri, Pazar araştırma yöntemleri gibi eğitimlerde de soru sormanın önemi, amacı, yararları anlatılır. Ancak, etkili soruların nasıl sorulacağı, soruların nasıl derinleştirileceği, karşıdakini açık ve dürüst olarak bilgi vermeye yöneltecek doğru soruların nasıl ifade edilmesi gerektiği çoğu kez öğretilmez.
Bu nedenle, çoğumuz iletişim süreçlerinde soru sorma konusunda beceriksizlik, çekingenlik yaşarız. Yanlış soru tarzlarını kullanırız, yanlış sorular sorarız ve de sonuçta işimize yaramayacak cevaplar alırız. Açık soru sorulması gereken yerde kapalı soru sorarak ya da bunun tersini yaparak, sorumuzu yanıltıcı ya da yönlendirici bir şekilde ifade ederek bir şeyler öğrenmek bir yana karşımızdakini de şaşırtır, bunaltır ya da kızdırırız.
Genellikle, toplantılarda bir konuşmacıya soru sorma isteği ve ihtiyacı belirgin olmasına karşın, el kaldırıp, ayağa kalkıp soru sorma cesaretini çoğu insan gösterememektedir. Bir kişi soru sorduğunda çoğu kez etrafında başıyla onaylayan, cevabı ilgiyle bekleyen çok sayıda kişi bulunmaktadır. Soru sorma cesaretini ve becerisini geliştirmek iş hayatında kendini göstermek ve başarılı olmak için temel bir önkoşuldur.
Sorular, ilgilendiğinizi, öğrenmek istediğinizi, o konuya önem verdiğinizi gösterir. Böylece, soru sorduğunuz kişinin cesaretlenmesini, düşünmesini, bilgisini, deneyimlerini ve duygularını daha açık ifade edebilmesini sağlar. Sorular, iletişimin açıklığını ve akıcılığını sağlar. İlişkiyi besler, canlandırır, olumlu duyguları uyandırır.
Sorular, bir kişiyi tuzağa düşürmek, köşeye sıkıştırmak, ön yargıları onaylatmak için de sorulabilir. Art niyetli sorular, bir şeyler öğrenmek için değil soru sorulan kişiyi zor durumda bırakmak, onunla uğraşmak içindir. Çatışmacı ilişkilerde sıkça rastlanan bu durumlar aslında iletişimi engelleyen, olumsuz duyguları daha da pekiştiren bir süreci başlatır.
Bazı kişiler toplantılarda başkalarına mesaj vermek, kendi bildiklerini doğrulatmak, kendi yaptıklarını onaylatmak ya da konuyu saptırmak, kafaları karıştırmak ve dikkatleri dağıtmak için de sorular sorarlar. Bu sorularla karşılaşan bir kişinin soğukkanlılığını koruması, politik olması ve gerekiyorsa diğer katılımcılardan destek alması gerekir.
Bazen sorular, çocukça ya da saçma sorular olarak nitelendirilirler. Oysa bunlar gerçek sorulardır. Soruyu soran, konu hakkında hiçbir şey bilmediğini ve her şeyi öğrenmek istediğini ifade etmektedir. Bu tür sorular, belki şaşırtır hatta kızdırabilir. Çünkü alışılmadık, beklenmedik sorulardır. Basmakalıp, bilinen, yüzeysel cevapların yetersiz kalacağı, kolay geçiştirilemeyecek nitelikte sorulardır. Bu tür sorulara cevap vermek daha fazla düşünmeyi gerektirir, adrenalin yükselir, beyin daha fazla çalışır, yaratıcı düşünce harekete geçer.
Sorular, bazen kişinin düşünmesini, aslında cevabı bilinen bir konuda fikir geliştirmesini, kendi çözümünü üretmesini ve bu çözümü sahiplemesini sağlayan bir araç da olabilir. Bu şekilde kullanılırsa, sorular sormak; eğitim, geliştirme, yetiştirme sürecinde etkili bir yönteme dönüşebilir. Bu, bir anlamda, aç bir kişiye balık vermek yerine balık tutmasını öğretmektir.
Günlük yaşamda, işte ya da sosyal ortamlarda soru sormaktan çekinmemek gerekir. Çok soru sormak bir zayıflık değil, tersine öğrenmeye, gelişmeye ve değişmeye hazır ve istekli olduğunu göstermek bakımından bir üstünlüktür. Aynı şekilde, soru sorulduğunda da eleştirilme ya da sorgulanma gibi bir endişe yaşamamak, tedirgin olmamak, tam tersine, öğrenmenin ve yeni fikirler üretmenin heyecanını ve keyfini yaşamak gerekir.
Prof. Dr. İsmet Barutcugil, yenibir.com



