Geçen yılın ardından mülakat degerlendirmeleri

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Dosya Adı: j0387503.jpg
Anahtar Sözcükler: anlaşmalar, el sıkışmalar, erkekler ...
Dosya Boyutu: 25 KB 

... kendine soru sormayı öğrenemeyen, işsiz günlerini “hiçbirşey”le geçiren ve sadece ama sadece krizi suçlayanlar iş bulmakta zorlanacaklar...

... kendine soru sormayı öğrenemeyen, işsiz günlerini “hiçbirşey”le geçiren ve sadece ama sadece krizi suçlayanlar iş bulmakta zorlanacaklar...

Yeni yıla iş arayarak girenlere, Ocak’da ya da Temmuz’da mezun olup iş arayacaklara yol gösterebileceğini düşündüğüm için 2005 yılı içinde yaptığım ya da haberdar olduğum mülakatların genel bir özetini vermek istedim.

Bu sene adaylar her zaman olduklarından farklıydılar.

Bu sene kendilerini daha iyi tanıyor, gerçekçi ve esnek yaklaşıyor, bir yandan da “ben oldum” tavrından uzak kendilerini geliştirme çabalarını sürdürüyorlardı.

Eski günlerin tersine, mülakata çağrılanların neredeyse %100’ü geldi toplantıya, hem de başlama saatinden önce.

Boş günlerinde, dil öğrenmeye çalıştılar, sivil toplum örgütlerinde sorumluluklar aldılar. Deneyimli bile olsalar şirketlerde stajlar yaptılar.

Birçok aday, “gerçek” işlerini bulana kadar geçici görevler üstlenmişti: Amerika’da olduğu gibi, nispeten düşük ücretli, yarı zamanlı veya tam zamanlı anketör, servis elemanı, stand hostesi, satış elemanı olarak çalıştılar.

Sektör, fonksiyon değiştirmeyi düşündüler, göze aldılar.

Birçoğu ücretin yüksekliğinden önce, kurumun güvenilirliğini sorgulamayı öğrenmişti.

Denemekten vazgeçmediler. Kendilerne, ekonomiye inandılar.

Geçtiğimiz sene, kazalara bakmayıp, gözünü yoldan ayırmayanlar iş arayışlarında başarılı da oldular.

Bu tanımın dışında kalanlar, yani kendine soru sormayı öğrenemeyen, işsiz günlerini “hiçbirşey”le geçiren ve sadece ama sadece krizi suçlayanlar, iş bulamadılar ve bundan sonra da bulmakta zorlanacaklar. Tesadüfen kendilerini şirketlere tanıtarak iş teklifi alanların bazıları da “kurtarmaz” diyerek reddetti görevi... Burada duralım; rahmetli Üzeyir GARiH anlatsın:

1951 yılının Temmuz ayında 17 arkadaşımla birlikte ITU Makine Fakültesinden başarılı bir öğrenci olarak mezun oldum. Sınavlara hazırlanmaktan para getirebilecek işleri altı aydır ihmal etmiştim. Parasızdım. Ancak Yüksek Mühendis diplomasını kazanmış olmaktan dolayı mutluydum. O sabah başarılı bir motor sınavı geçirmiş ve mezuniyete hak kazanmıştım. Bu olayı kutlamak için bir arkadaşımla Moda'da yazın ilk deniz banyosunu yapmayı ve kendimize bir ziyafet çekmeyi kararlaştırdık. Mayolarımızı yanımıza almıştık.Arkadaşım Moda'ya gitmeden once yeni inşa edilen Levent Mahallesi'nde otobüsle bir tur atıp Türkiye'de o gun için yepyeni bir olay olan bir uydu villa kenti gezip görmeyi teklif etti. Merakla kabul ettim. Yolları o zamanlar pek ender rastlanan bir şekilde tamamen asfalttı. Otobüsten inip merakla yürürken bir villanın kapısının önünde villa sahibi ile bir amelenin yüksek sesle tartışmalarına tanık olduk. Merakla yaklaştık. Bizi gören villa sahibi sanki içini dökmek ister gibi bize dönerek:
- Burada temizlenecek bir su deposu var. Tam yevmiye veriyorum yapmiyor. Ne ister bilmem ki, diyordu. Amele ise;
-Bu iş geceye kadar sürer, kurtarmaz! Kahveye gidip yarına kadar uygun iş ayarlarım, diyordu.
Arkadaşımla aynı şeyi düşünmüş gibi bakıştık. İkimiz de parasız sayılırdık. Amele yevmiyesi ise 6 lira idi. Bizim o günkü ihtiyacimizin hemen hemen iki misli. Villa sahibine bu işi yapmaya hazır olduğumuzu söyleyince, amele homurdanarak :
-Canınız çıksın da anlayın halimizi, diyerek uzaklaştı.
Mayolarımızı giydik. Deponun pırıl pırıl temizlenmesi bir saat sürmemisti.O sıcak yaz gününde bahçede hortumla duşlandık. Havlu fabrikası sahibi olduğunu sonradan öğrendiğimiz ev sahibi, kim olduğumuzu anladıktan sonra altışar lira ile birer havlu hediye ederek ve birer gazoz ikram ederek uğurladı. Bu işte kanımca tek kaybeden "Kurtarmaz!" diyen amele olsa gerek. Neyi "kurtarmaz" idi? Bugüne kadar da anlamış değilim.

İdil Akidil

Bu Yazıyı Ekle

Facebook   
 
Giriş Formu
Her Gün İki Söz

Türkçe Sözlükten :   konut dokunulmazlığı   isim, hukuk Belli hukuki şartların dışında, kişilere ait konutlara girilememesi, arama yapılamaması ve eşyaya el konulamaması hakkı.

Yabancı Sözlükten :   amnezi    Fransızca amnésie tıp "1. Büyük sarsıntı, humma vb. yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı, 2. Belleğin kısa bir süre durup işlememesi." anlamlarındaki bu söz için Kurumumuzca bellek yitimi karşılığı önerilmiştir.

Bir Yazım Kuralı : Kitap adları ve yazı başlıkları cümle içerisinde tırnak içine alınır: Yahya Kemal'in bazı şiirleri "Kendi Gök Kubbemiz" adı altında çıktı.(Ahmet Hamdi Tanpınar)