Mülakat ciddi bir iş!
Ben konuyla ilgili biraz serzenişte bulunmak istiyorum.
2003 yılından beri işe alım mülakatları yapmaktayım. Bir İK’cı neler bekler maddelemek istiyorum.
-Tüm İK içerikli yazılarda hep aktarır ve anlatırız: İş görüşmesine şirketi araştırmadan gitmeyin! Ama belki 1.000’i aşkın iş görüşmesi yapmışımdır, adayların sadece yüzde 10’u şirketle ilgili bilgi toplayıp geliyor.
-Dış görünümünüze özen gösterin! Blue Jeans ile gelenlerin sayısı klasik giyinerek gelenlerin sayısıyla kıyaslanamayacak kadar fazla!..
-Samimi olun! Biz sizi gerçek kimlikleriniz ile tanımlamak ve algılamakla yükümlüyüz. Siz kendinizi ne kadar gizlemeye farklı imaj vermeye çabalarsanız çabalayın biz sizi tanıyoruz. Samimi olun çünkü belkide aradığımız sizin gerçek kendinizdir. Sizin saklamaya çalıştığınız karakteri arıyoruzdur belki ama siz farkında dahi değilsinizdir.
-Yeni mezunlar DİKKAT!! Sizde etrafta yazılan her makaleyi dikkate almayın. Yazarını, kaynağını iyi irdeleyin ve yorumlayın. Ayak ayak üstüne atmamak için rahatsız görünüm sergilemeyin. Susadığınız belki bir yudum su içseniz kendinize gelip çok daha rahat geçireceğiniz bir mülakatı “mülakatlarda bir şey içmeyin” sözlerini dikkate alarak kabusa çevirmeyin. Makul olun, hemen yöneticilik pozisyonlarının sizi beklediğini düşünmeyin.
Aslında aktarılması gereken çok şey var. Kalıplaşmış ama Türk kültür yapısından çok uzakta kalan, Avrupa kaynaklı makalelerden uyarlanan ama bize yakın olmayan İK çalışmaları neticesinde yaşadığımız karmaşık yapı ortaya çıkıyor. Lüks gibi algılanan ancak üst segmendeki şirketleri kapsayacağı düşünülen İK ne yazık ki amaca yönelik uygulanamaz hale geliyor.
Özetle İK’cılar, çalışanlar ve çalışmaya adaylar öz yapınızdan ve sizin aklınıza çok da yatmayan şeylerden sözde bilgi çatısı altında içinize almayın.
Herkese mutlu gelecek planları dileğiyle...
Torpilliler ya da torpilli olduğunu zannedenler
Aslında mühendis kökenliyim, üstelik işletme, sosyoloji, vs. üzerine de yüksek lisans da yapmadım, ancak çalıştığım yerde üniversite mezunu olmasa bile, oldukça fazla bir miktarda meslek lisesi mezunu ve yine epey bir miktarda meslek yüksek okulu mezunu insanla iş görüşmesi yaptım.
Doğal olarak iyi ya da kötü bir “işveren” konumundaysanız; şu bizim amcaoğlunu da kayırsanız, işte şu bizim köyden bilmem neyin bilmem nesidir, diye gelenler, ya da şirkette taşeron olarak veya şirkette çalışan kişilerin çocukları için “birşeyler” yapmanız beklenir. Tabii, insan doğal olarak kendi evladı için ya da tanıdığı için bir şeyler yapmak istiyor. Ama burada bazıları vardı ki, iş görüşmesine getirdikleriyle yapılan görüşme sırasında o tanıdığının yanında kalarak belki biraz baskı yapmak ve onu pohpohlamak istiyordu. Açıkçası hem şirket prensipleri hem de kendi prensiplerime ters düşmemek adına böyle “torpilliler” hep “-“ ile başladılar ve meslek yüksek okul mezunları arasından böyle gelenlerden kimseyi işe almadım. Meslek lisesi mezunları zaten yönetimde yer almayacakları için ve yeterince zor olan şartları kabul edenler az olduğu için birilerinin tanıdığı olması çok da önemli değildi açıkçası.
Yazar Hakkında :
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız



